Home / Erotik Hikayeler / Hayat Sürprizlerle Doludur: Patronun Azgın Karısı

Hayat Sürprizlerle Doludur: Patronun Azgın Karısı

aktifsohbet
aktifsohbet

Yaşam Sürprizlerle Doludur: Patronun Azgın Karısı! (Mert 25 Y., İstanbul / Türkiye)

Ağustos ayıydı. Askerden yeni gelmiştim. 24 yaşımı henüz doldurmuştum. Öğretmenlik sınavına girebilmek için yaklaşık olarak bir yıl daha ummak zorundaydım. Kuvvet geliyordu, çünkü epey züğürttüm. Geçici bir işe ihtiyacım vardı. Birincil meslek olarak özel dershanelerin kapılarını çaldım. Öyle komik ücretler öneri ediyorlardı fakat, ne yemeğim, ne yol param, ne cigara parama yeterdi. Kabul etmem mümkün değildi. Değildi, fakat ben de çok sıkıntıdaydım.

Öğretmenlikten umudu kesip tam bir amele gibi ne meslek olsa yaparım durumuna düşmüştüm. Umarsız çaresiz etrafıma bakınarak avare avare geziyordum. Topkapı ’da sanayide küçük bir torna atölyesinin camında ‘Acele eleman aranıyor! ’ ilanını görür görmez baba mesleğim aklıma geldi. Daldım içeri. Benden birkaç yaş büyük, 35 yaşlarında, işveren olduğunu daha sonra öğrendiğim Cenk Bey ile tanıştım. Özet Olarak durumumu anlattım. Hoşgörüyle karşıladı, ama işi yapıp yapamayacağım konusunda tereddütlü idi. Eğer becerebilirsem mükemmel bir maaş beni bekliyordu. Çünkü meslek geçici idi, sigorta v.s yoktu. Patron da süper bir ihale almış, fakat işi yetiştirebilmek için benim gibi saat-mesai tanımayan biriyle hedeflemek zorundaydı. “Deneriz işveren!” dedim.

Hemen işbaşı yapmam gerekiyordu. Tamamı bilgisayarlı CNC torna tezgahlarında hiç tecrübem yoktu açık konuşmak gerekirse. Ama torna makinelerinin çalışma şeklini biliyordum. Iş basit unutulmuyor fiilen. İki günde kendimi toparladım. Bu minik ve temiz atölyede ne aradığını hala çözemediğim, bilgisayardan mükemmel anlayan Tuncay sağ olsun fazla muavin olmuştu. Fakat asıl sorun benim evden işe geliş gidiş saatlerindeydi. Gece 12 ’lere değin çalıştıktan sonradan, Esenler ’in yukarı mahallelerine gitmem fazla güç oluyordu. Topkapı ’daki bu ufak işyerinde 3 kişi çalışıyorduk. Tam otomatik tezgahlarda meslek çıkarıyorduk, lakin çok ta yoruluyorduk. İşe başlayalı 2 hafta olmuştu. Minik dükkanda toplam 3 birey olunca gerçekten birbirimizi tanımaya başlamıştık. Tuncay 21 yaşındaymış, halen askere gitmemişti. Cenk Beyin hanımının kardeşi imiş. Atölyeye yakın bir yerlerde ailesiyle birlikte oturuyordu.

Işveren Cenk Bey de minimum bizim dek yoruluyordu. Tekrar böyle geç saatlere kadar kaldığımız bir akşam Cenk Beye atölyede yatmak istediğimi bile söyledim. Zira gece saat 12 ’den sonra Esenler minibüsü bulmak kuvvet oluyor, taksi parası da canıma okuyordu. Patron benim iyi niyetimi karşılıksız bırakmak istemedi, “Bize gel, bizde kal!” dedi. Evleri meslek yerine epeyce yakındı. rahatsız etmek istemediğimi söyledim. Işveren ısrar etti. Çok yorgundum. Dayanamadım doğrusu. Yol gözümde nasıl da büyüyordu. “Peki!” dedim…

Saat gece 1 ’e geliyordu oldukça büyük bir apartman dairesine geldiğimizde. Cenk bey daha önce hanımına bahsetmiş olmalıydı. 1.75 boylarında, beyaz tenli, güler yüzlü genç bir bayan bizi kapıda karşıladı. Özetle, “Güzel geldiniz!” deyip içeriye buyur etti. Anında banyoya gittik. Elimizi yüzümüzü uygunca yıkayıp oturma odasına geçmeye hazırlanırken, “Yemek Yemek hazırlanmış!” diye bir ses geldi mutfaktan. Cenk beyin karısı Aylin hanım çabuk bir şekilde şirin bir sofra hazırlayıvermişti 5 dakikada. Aylin hanım konuşkan, hoşsohbet bir kadındı. Sürekli birşeyler anlatıp, güya önceden beri tanışıyormuşuz gibi dostça davranıyordu. Birşeyler atıştırdık. Nasıl uykum var. Oturma odasına geçtik. Cenk bey Çek-yatı göstererek yatıp yatamayacağımı sordu. Canıma minnet. sırası gelmişken Cenk bey Çek-yatı açtı. Aylin hanım içerden çarşaf, yastık ve bir pike getirdi. Oturma odasının televizyonu bütün yatacağım yerin karşısındaydı. Cenk beye baktım. Uzaktan kumandayı bana uzattı, “Ben yorgunum sen ne yaparsan yap!” dedi, iyi geceler dileyip yatak odasına içten yöneldi. Aylin hanım da bir şeye ihtiyacım olup olmadığımı sordu. “Değil!” deyip teşekkür ettim, mutfağa dürüst gitti. Ben de ışığı kapatıp televizyonu açtım.

Oldukça sıcak bir gece olduğu için camlar zaten açıktı, azıcık esinti olsun diye kapıyı da açık bıraktım. Mutfaktan Aylin hanımın bulaşık yıkarken çıkardığı sesler geliyordu, üstelik TV ’nin kısık sesi. Çek-yat ’a uzandım. Kanallar arasında dolaşırken televizyonda erotik bir film görünce uykum kaçıverdi, gözlerim açıldı. Büyük bir dikkatle filmi izlemeye kendini kaptırmış olmalıyım ki, Aylin hanımı karşımdaki kanepede gördüğümde az kalsın yarım saattir film izliyordum. Şok olmuştum. Suçüstü yakalanmıştım. Çünkü deminden beri farkında olmadan sikimi ovuşturup duruyordum. Utandım. Bozuldum. Ilk kez gittiğim ve doğrusu saygı duyduğum bir insanın evinde böyle bir şey olmamalıydı. Aylin bayan gülümsedi ve ortamın sessizliğini bozmamaya çalışarak, “Utanacak bir şey yok, sıkılma!” derken fısıldar gibi konuşuyordu.

Telaşla TV ’yi kapattım. “Niye kapattın? Ne var bunda, ben de seyrediyordum!” deyince ikinci kez şok oldum. Ciddi olup olmadığını çakmak için yüzüne baktım. Istikrarlı görünüyordu. Açtım. Film devam ediyordu. Epey açık bir sahneydi. Büyük ekran TV ’den gelen ses ve görüntüler, sıcak bir yaz akşamının sessizliğinde pek adaleli bir şehvet ortamı yaratıyordu ancak, iniltiler çığlıklar arasında çıplak bayan ve erkek bedenleri şaşkın bir tutku fırtınası estiriyordu. Sahiden sonra o fırtınanın filmden yok, o kadar bir filmi hiç tanımadığım güzel bir kadınla kaçamak bir ortamda seyretmekten geldiğini ayrım edecektim. Aylin hanıma dönüp, “Cenk bey?” diyecek oldum. “O çoktan uyudu!” dedi. Söyleyecek bir şey bulamadım, mecburen filmi seyretmeye devam ettim.

Birazcık sonra Aylin hanım, “Eee?” dedi. Döndüm şaşkın şaşkın Aylin hanıma baktım. Tanımlama yapar gibi başıyla ayak aramı dikkat çekici ederek, “Devam etmeyecek misin?” dedi. Utancım bir kat daha arttı. Çağrıda Bulunmak ki ne yaptığımı görmüş, el altından filmle beraber beni de izlemişti. “Ayıp olur!” dedim. “Ne ayıbı canım, sen genç adamsın. Sonuç Olarak bu da bir ihtiyaç!” dedi. “Böylece lakin, sizin yanınızda yapamam!” dedim. “henüz yapıyordun fakat!” dedi. “Sizi görmemiştim!” dedim. “Hadi fakat, gene burada olmadığımı farz et ne olur!” dedi. Ses tonunda bir yumuşama, bir fısıldama, bir erotizm hakimdi. Ben olmaz dedikçe Aylin bayan ısrar ediyordu. Daha sessiz konuşabilmek için benim yattığım Çek-yatın ucuna ilişivermişti. “Ne olur, nasıl yaptığını bakmak istiyorum!” diyordu. Kulağıma fısıldamaya çalışır gibi yaklaşarak dudaklarıma yapıştığında yatağımda zıpladım, duvar dibine içten kaçtım. Ortada yıkıntıilginç bir şart vardı.

Doğrusu benim pek çok sekse ihtiyacım vardı fakat, o lahza hayatımı bile riske atabilirdim. Fakat öneri karşıdan gelince nazlanmak ta bana düşmüştü. bu arada ikimizin de beklemediği bir şey oldu, film bitti. Kala kaldık. Derin bir sessizlik daha oldu, Aylin hanım yavaş yavaş, “Bekle!” dedi, içeriye gitti. 5 dakika sonra kapıda bir karaltı görüp başımı çevirdiğimde şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Aylin hanım üzerine kıpkırmızı kısa saten bir gecelik giymişti. Geceliğin önü açıktı, içinde beyaz dantelli tanga külot ve sütyen vardı. Elindeki CD ’yi bana gösterirken gülümsüyordu, “Yarım ayrılmak yok!” dedi.

vücudunu öncelikle dikkatle inceliyordum. Gerçekte çok güzel bir kadındı. Eskilerin ‘Mevzun ’ dedikleri ölçülü bir vücudu vardı. Televizyonun durduğu dolabın altına içten eğilirken kasten belini çukurlaştırdı, kısacık sabahlığın altından kalçalarını yukarıya içten kaldırıp CD ’yi VCD-Playere yerleştirdi. Tanga kalçalarını olağanüstü gösteriyordu. Umulmadık bir gelişmeydi bütün olanlar. Her şey ‘fazla derecede ’ ummadığım dek yolunda gidiyordu. Lakin halen içimde bir korku vardı açıkçası. Cenk bey her lahza karısının yanına olmadığını ayrım edip kıyameti koparabilirdi. Aylin hanım benzeri aklımdan geçenleri okuyormuş gibi, “Merak etme uykusu ağırdır, top atsan uyanmaz!” dedi…

CD ’de bu kez Hard-Porno tarzında bir film bizi an be an hoşgörü girdabına yaklaştırıyordu. Aylin hanım da benim yanıma uzanmıştı. Ben pikenin altına sığınmaya çalışırken, “Birazcık daha nazlanırsan şu anda bağıracağım!” dedi. “Dur dur…” dememle dudaklarıma yapışması bir oldu.

Aylin hanım içeri gittiğinde atletimi çıkartmıştım. Elini üçgenin taban olmayan kenarı arama attı. Büyük bir ilgiyle araştırıyor gibiydi. Henüz TV ’de hafif bir film izlerken dimdik olan sikim şimdi inikti. Elini attığında yavaş yavaş kıpırdanmalar oldu. Uzun uzun, yumuşak yumuşak öpüştük, fakat dilimi ağzında dolaştırmama müsade vermedi. Külodumu aşağıya doğru çekiştirmeye başlayınca bir hamlede külodumu çıkarıverdim. Sikimi avuçlamaya devam ediyordu. Dudaklarını ağır ağır göğsüme, karnıma, oradan da aşağıya götürdü. İnik olan sikimin tamamını ağzının içinde eziyordu. Bende de bundan böyle ağır ağır hareketlenmeler başlamıştı. Gerçekte birşey düşünecek halim kalmamıştı da ondan. Taş gibi olmuştum. Aylin hanım galibiyet kazanmış komutan edasıyla taş gibi sikimi gösterip ‘Nasıl becerdim! ’ der gibilerinden gururlanıyordu. Haklıydı sahiden, sonuç olarak o beni beceriyordu.

Yavaşça yanıma çektim. Boynunu öptüm her zaman. Geceliğini çıkardım. Beyaz dantelli sütyeninin kopçalarını çıkartmayı beceremedim. Lakin o sorunu da çabuk hallediverdi. Usulca yanıma uzanıverdi. Vücudunu hayranlıkla seyrettim. Göğüslerini öpmeye başladım süre kaybetmeden. Çok hoş göğüsleri vardı, koskocoman değildiler. Karnını, göbek çukurunu öptüm usulca. Arkasını dönmesini istedim, ikiletmedi. VCD ’de hala pornofilm oynamaya devam ediyordu, fakat filmle ilgilenen yoktu. Kalçaları muhteşemdi. Beyaz külot kalçaların aralarında kaybolmuş, bel hizasında bitmiş belirmişti. Kalçalarını ufak ufak ısırarak, mıncıklayarak fakat külotunu çıkarmadan dakikalarca yoğurdum. Her Tarafta yüzünü dönmek için kalktığında, üzerindeki kalan son parçayı da fırlatıp attım. Sırtüstü yatıp dizlerini karnına doğru topladığında, yeni hedefim tertemiz traşlanmış amcığı idi. Anında yalamaya başladım. Bızırına dilimi değdirdikçe inliyordu. O inledikçe ben tedirgin oluyordum. Durdum. Baktım. Yalvaran bir sesle, “Ne olur devam et!” dedi. “Hazır, fakat sen de gürültüsüz ol!” dedim, yalamaya devam ettim.

İniltiler hırıltılara dönüşmeye başladığında, ben de daha fazla dayanamayacağımı anladım. Üzerine doğru gelirken, “Ne olur haydi çabuk sok!” diye inlemeye başlamıştı. Sikimin sadece kafasını bızırına sürtmeye devam ettim. “Hadi sok artık!” diye ağlar gibi bir ses tonuyla yalvarmaya, inlemeye başladı. Bir iki sürtmeden sonradan sertçe içine girmemle, “Oohhh!” diyen boğuk bir sesin odayı kaplaması bir oldu. Birkaç defa gidip geldim. İniltiler bundan böyle kesik kesik geliyordu. Biraz daha sonra yeniden derin bir, “Oohhhhh!” sesi geldi. Sanırım Aylin hanım gevşemiş olmalıydı. Beni belimden tuttuğu gibi kendine dürüst çekip, sikimi ta dibine dek kökledi, çıkmamam için de beni sıkı sıkı tutmaya devam ediyordu. Kısa bir süre bu nedenle dingin kaldık. Sikimin nabız atışları çok net bir şekilde hissediliyordu. Ufak minik hareketlenmeye başladım, daha sonra azıcık daha, biraz daha derken çabuk girip çıkmaya başladım. Kısa bir zaman sonradan ben de bir hayvan gibi böğürmemek için kendimi tutmaya çalışarak hayatımın en karışık orgazmını yaşadım. Tüm döllerimi Aylin hanımın karnına, göğüslerine dürüst fışkırtarak yatağın üzerin yığılıp kaldım.

Bugün ne dek çok yorulduğum bir defa daha aklıma geldiğinde saat az kalsın sabahın 5 ’ine geliyordu. Aylin Hanım usulca yanımdan kalktı, yanağıma bir öpücük kondurarak, kısaca, “Sağol!” dedi, tez içe doğru gitgide artarak kayboldu. Kalakalmıştım. Yaşadıklarımın rüya olup olmadığını sorgulayacak değin bile halim yoktu. Uyuya kalmışım…

Mert

About R A

Check Also

Kapıcının liseli kızı ve ben – Sex Hikayeleri

Ben Serdar,34 yasinda,evliyim ve almanyada yasiyorum,ve gecen sene yasamis oldugum bir macerayi size kâğıda dökmek …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super